Hikâyeyi ele veren kısmı göster
Bu sayfanın tamamı hikâyeyi anlatır. Oyunu henüz oynamadıysan Dünya ve ton sayfası sana daha uygun: orası neyin anlatıldığını söyler, nasıl bittiğini değil.
Başlangıç
Kervan başının bir kardeşi vardır. Oyunun ilk sahnesinde, perde 1 başlamadan önce, bir kervanla çarşıdan yola çıkar. Sahne metinsizdir: iki figür, bir el sallama, tozun arkasında kapanan bir kapı.
Sonra haber kesilir.
Oyunun geri kalanı bu sessizliğin peşinden gitmektir. Kervan başı — yani sen — kardeşin geçtiği yoldan geçersin; her perde, izin bir sonraki bölgeye uzandığını gösterir.
İz nasıl sürülüyor
Anlatının taşıyıcısı diyalog değil, bırakılmış nesnelerdir. Kardeş yol
boyunca şeyler düşürür ya da bırakır ve sen onları bölümlerde bulursun. Oyun
onlara relic der; üçüncü yıldızın hedefi
bunlardır.
Nesnelerin sırası bir cümle kurar: ilk perdede gündelik bir şey, ikincide yola ait bir şey, üçüncüde korunmak için taşınan bir şey. Hiçbiri açıklanmaz — sırasını sen kurarsın.
Perde sonları
Her perdenin son bölümü bir vinyete bağlanır. Toplam yedi sahne vardır: perde başları, perde sonları ve bir final. Hepsi metinsizdir, hepsi atlanabilir ve açılanlar galeriden yeniden izlenebilir.
Sahneler tek tek bakıldığında az şey söyler. Arka arkaya izlendiğinde söyledikleri değişir — galerinin var olma sebebi budur.
Sonu
Hikâyeyi ele veren kısmı göster
Topladığın her iz galeriden bir sahne açar ve final sahnesinin hangi sürümünü göreceğini belirler. İzleri hiç toplamadan da oyunu bitirebilirsin; o zaman finali kısa haliyle görürsün — yolun sonuna varırsın, ama yolda ne olduğunu bilmeden.
Bütün izler toplandığında final genişletilmiş sürümüyle açılır ve bırakılmış nesnelerin sırası bir anlam kazanır: her biri kardeşin o bölgede ne yaptığının işaretidir.
Oyun burada da tek kelime etmez. Anlatının bittiği yer, oyuncunun topladığı parçaların ne söylediğine karar verdiği yerdir; yazılı bir açıklama yoktur ve bu wiki de yerine bir tane koymayacak.
Neden böyle anlatılıyor
Sözsüzlük bir kısıtlamadan doğdu: oyun iki dilde yayımlanıyor ve anlatının çeviriye bağlı olmaması istendi. Ama kısıt bir ilkeye dönüştü — tahtayla anlatılan bir hikâye, oyuncunun kendi kurduğu hikâyedir.
Ton boyunca melankolik ama umutlu kalır. Yol kesenler karikatürleştirilmez, şiddet gösterilmez; yakalanmak bir dövüş değil, yolun kesilmesidir.